FindAntalya
İşletmeni Ekle

BlogDeneyim Günlüğü· Lara

Lara Falezlerinde Fotoğraf Işığı: Sabah, Akşam, Arada Ne Çekilir

FindAntalya Rehber Ekibi2 Temmuz 20265 dk okuma

Lara Falezlerinde Fotoğraf Işığı: Sabah, Akşam, Arada Ne Çekilir

Sabahı kaçırınca güne biraz ters başladım

Sabah erken çıkacağım diye kurduğum plan, Antalya trafiğinin küçük bir şakasıyla ilk dakikadan sarktı. Muratpaşa’dan Lara tarafına geçerken yanlış dolmuşa bindim; ben sahile yaklaşırım sanıyordum, meğer bir tur daha atıp beni gereksiz yere uzattı. İndim, güldüm, yolun karşısındaki çay ocağından bir bardak çay alıp kendimi toparladım.

Saat yediye yakın falezlerin üstüne vardığımda ışık hâlâ yumuşaktı. Bizim oralarda sabahın en iyi rengi, güneş henüz sertleşmeden gelir; deniz çizgisi maviye dönmeden, kayaların üstüne vuran açık sarı tonlar daha temiz durur. Eğer portre çekecekseniz, yüzler gölgede kalmasın diye sırtınızı güneşe dönüp denize bakın. Bu saatte kalabalık az olur, yürürsünüz, durursunuz, tekrar yürürsünüz. Kimse acele ettirmez.

İlk durak olarak falezlerin üst yürüyüş hattını seçtim. Yaklaşık on dakikalık sakin bir yürüyüşten sonra, denizi yukarıdan gören açık bölgelere geldim. Burada geniş açı iyi çalışıyor; hem ufku hem de falezin kıvrımını aynı kareye alabiliyorsunuz. Bir de çamların arasından sızan ışık var, onu kaçırmayın. Sabahın erkeninde bu gölgeler biraz sert ama dengeyi bulunca fotoğraf temiz çıkıyor.

Öğlene doğru ışık sertleşince ben de gölge aradım

Saat ona yaklaşırken iş değişti. Güneş yükseldikçe falezin üstündeki açık alanlar parlamaya başladı, deniz yüzeyi sertleşti, telefon ekranında bile göz kısar oldum. Bu saat, “şurayı da çekerim” diye üstünüze gelmeyen saat değil; daha çok gölge, doku ve detay toplama vakti. Çiçeklere, yol kenarındaki banklara, kayaların üstüne düşen ince çizgilere bakın.

Ben o sırada kısa bir mola verip falez hattına yakın çay bahçesi tarafına saptım. Gölgelik bir masa bulmak kolay oldu; burada oturup hem su içtim hem de sabah çektiğim karelere göz attım. Çok teknik konuşmayayım ama ekranda yıkanmış gibi duran fotoğraflar genelde bu saatten çıkıyor. Yüz ışığı sertleşiyor, gölgeler küçülüyor, cilt tonları inatlaşıyor. Siz yine de açık alanda ısrar etmeyin.

Öğleye yakın kısa bir yürüyüşle falezlerin daha sakin bir kenarına geçtim. Yaklaşık yirmi dakikada, ana yoldan biraz içeri kıvrılan bölümde daha az insan, daha çok deniz sesi var. Burada fotoğraf için esas konu ışık değil, çizgi. Korkulukların ritmi, yürüyüş yolunun kıvrımı, uzaktaki deniz otobüsü gibi görünen küçük hareketler. Bir karede fazla şey olunca her şey bağırıyor; biraz boşluk bırakınca fotoğraf konuşuyor.

Bu arada yanımda powerbank olmadığını fark ettim. Klasik. Şarjım azalmaya başlayınca bir esnaf lokantasına girip öğle yemeği niyetine hızlı bir şeyler yedim; ağır yememek iyi geldi, çünkü öğleden sonra tekrar yürüyecektim. Lara tarafında gün uzun, gölge kısa. O yüzden sırt çantanızda su, yedek pil ya da en azından telefon için küçük bir kablo bulunsun. Ben unutunca mecburen ikinci çayı ben söyledim.

Akşama doğru falez kenarı yeniden canlandı

Saat dört gibi ışık yumuşamaya başladı ama bu sefer sabahki gibi temiz değil, daha sıcak ve yatay geldi. Asıl güzel zamanın yaklaştığını orada anlıyorsunuz. Bizim mahallede böyle akşamüstü ışığına iyi “portakal saat” derler; falçata gibi kesmez, yüzü yorar ama manzarayı da düzleştirmez. Kayaların kenarı belirginleşir, deniz biraz koyulaşır, gölgeler uzar.

Ben tekrar kıyı bandına çıktım ve bu kez açık alan yerine falezlerin kenarında, biraz yükselti veren noktaları seçtim. Yaklaşık on beş dakikalık yavaş bir yürüyüşle birkaç farklı açı denedim. Bir tarafta deniz, bir tarafta yürüyüş yolundan geçen insanlar, arkada da kentin silueti. Eğer fotoğrafta hareketi seviyorsanız, bu saat tam size göre; yürüyen biri, bisiklet süren biri, hatta çantasını omzuna atıp duran bir çift bile kareyi toparlıyor.

Bir ara küçük bir aksilik daha çıktı. Rüzgâr bir anda sertleşti, tripodun hafif olduğu belli oldu; ben de çantayla ayağını sabitleyip çekime öyle devam ettim. Çok büyük dert değil ama sahilde kurulum yapacaksanız biraz dikkat. Rüzgâr yalnızca saçları değil, kadrajı da dağıtıyor. O yüzden akşamüstü sert esince daha alçak açıyla çalışmak iş görüyor.

Kıyıya yakın çay bahçesi tarafında kısa bir mola verdim. Bir bardak çay, bir süre oturma, insanların telaşını izleme. Falezlerin üstünde en sevdiğim şeylerden biri de bu; aynı yolda yürüyen herkesin aklı başka yerde oluyor. Kimisi spor yapıyor, kimisi hava alıyor, kimisi de benim gibi ışık kovalamaya çalışıyor. Fotoğrafın arasına biraz gerçek hayat girince kareler de daha oturaklı duruyor.

Gün batımından sonra ışık azalmaz, sadece değişir

Güneş ufka yaklaşınca sahildeki tonlar bir anda zenginleşti. Deniz daha koyu, gökyüzü daha katmanlı oldu. Ben hep aynı şeyin peşine düşüyorum bu saatlerde: Güneşin kendisi değil, güneşten hemen önceki birkaç dakika. O kısa aralıkta falezin kenarı altın gibi parlar, sonra birden sakinleşir. Çok konuşmadan çekmek lazım.

Bu bölümde en iyi sonuç, açık ufuk gören noktalarda geldi. Kıyı boyunca beş-on dakikalık kısa yer değiştirmeler yaptım; aynı kareyi biraz sağdan, biraz yukarıdan, biraz da daha yakın planla denedim. Gün batımı fotoğrafında tek numara yok. Bir karede deniz geniş olur, öbüründe sadece kayaların üstündeki sıcak ton iş yapar. Siz de aynı noktada fazla oyalanmayın, ışık akıp gidiyor.

Güneş iyice düşünce şehir ışıkları devreye girmeye başladı. Lara tarafında akşam, gündüze göre daha düzgün ve daha sakin bir ritim veriyor. İnsanlar yürüyüşe çıkıyor, spor yapanlar hızlanıyor, banklar doluyor. Ben de bu sırada telefonla birkaç uzun pozlama denemesi yaptım; çok iddialı olmaya gerek yok, yine de hareketli suyu ve ışık izlerini yakalamak keyifli. Tripod yoksa korkuluk kenarında kısa destekler de iş görür.

Bir de şunu söyleyeyim: akşam çekiminde beyaz dengesiyle biraz oynayın. Çok sıcak bırakınca her şey turuncuya kaçar, fazla soğutunca da Antalya’nın akşamı hasta gibi görünür. Ben genelde doğal tona yakın tutuyorum. Falezlerin geceye geçişi zaten yeterince farklı; ekstra efekt aramaya gerek yok.

Geceye kalınca Lara sessizleşiyor, fotoğraf da sakinleşiyor

Saat dokuzu geçince kalabalık seyrelmeye başladı. Kıyıda yürüyen birkaç kişi, uzaktan gelen araba sesi, bir de rüzgârın taşıdığı tuz kokusu kaldı. Gece fotoğrafı için Lara falezleri çok parlak bir oyun alanı değil, ama düzgün bir kadraj kurarsanız şehir ışıklarıyla deniz arasındaki çizgi iyi çalışıyor. Ben kısa bir süre daha kaldım, sonra çantayı topladım.

Geceye kalacaksanız tek bir yere saplanmayın. Biraz açık alan, biraz korkuluk yanı, biraz da daha karanlık bir köşe deneyin. Lambaların denize vurduğu yerlerde yansımalar çıkıyor, bu da kareye derinlik veriyor. Ama her ışıklı nokta iyi değildir; bazen fazla lamba, fotoğrafı yorar. En sade kare çoğu zaman en temiz olandır.

Dönüşte yine dolmuş işine girdim. Bu kez doğru hatta bindim ama otobüs değil de dolmuş kullandığım için iki durak sonra inip yürümeyi seçtim; Lara gecesi öyle uzun değil, 15 dakikalık yürüyüş bile günü toparlıyor. Yoruldum tabii. Omuzda çanta, cebimde yarım şarj, ayakta bir gün; ama sabah kaçırdığım o yumuşak ışığın akşam karşılığını alınca içim rahat etti.

Bizim oralarda gün böyle akıyor işte. Sabah sertleşmeden çıkarsanız falez çizgisi temiz kalıyor, öğlen gölgeye kaçarsanız detay toplanıyor, akşamüstü ise asıl iş başlıyor. Lara’da bir gün, bir sahil yolu ve birkaç iyi durak yeter. Siz yine de sabahın erken saatini hafife almayın; en iyi kare çoğu zaman gün başlamadan önce geliyor.

Bu yazıda geçen yerlerle ilgili güncel işletme bilgisi ve yorumlar için FindAntalya'nın Lara rehberine göz atın.

FindAntalya Uygulaması

Çok yakında: Antalya'da otobüsü haritada canlı takip

FindAntalya uygulaması: canlı otobüs takibi + şehrin tüm rehberi — çok yakında.

İndirApp StoreÇok yakındaİndirGoogle PlayÇok yakında